25 Aralık 2008 Perşembe

Kar Fısıldıyor

Doğanın mucizevi sürprizinin aydınlığını hissederek uyandım sabahın altısında .Benzersiz bir temizlik ve saflık çağrışımı.Uçsuz bucaksız,erimsiz yetimsiz,ulaşılmaz bir aklık...Allah'ın hala bizi unutuşuna terk etmediğinin mükemmel kanıtı... Hala onun rahmet elinin üstümüzde olduğunu mutlu bir rehavetle hissediyoruz....Nasıl özlemini çekiyorduk bu sonsuz beyazlığın,temizliğin,saflığın.Giderek kirliliğin sınırlarını zorlayan hayatlarımıza ansızın yağdı tüm hafifliği,uçuculuğu ,serinliği...Eriyip gidene kadar dünyamızı kendi temiz rengine boyayacak.

Sesini yankılayarak konuğu olacak toprağın.Kulakların değil ,belki yüreklerin işiteceği bir ses .İncecik bir tüy yumuşaklığında bir fısıltı...Duyulur duyulmazlığıyla tam karşıt bir ulaşılmazlığı ,kavranılamazlığı,sonsuzluğu haykıran bir fısıltı...Sonu olmayanın yanıbaşındaki bilinç yoksunu zavallılığımızı ...Hayatın sonsuzluğunun bilincini sessizce zerk ediyor ölümlü bedenlerimizin zerrelerine.Kocaman bir sessizlikle ,binlerce,yüz binlerce yıllık bilge suskunluğuyla örtüp yer yüzünün bütün sivriliklerini, anlatıyor derin derin, fısıl fısıl...Sayılamaz zamanlar yaşındaki döngüsüyle toprağa su olup karışana kadar konuşacak bizimle.Yok oluşun yok olduğunu bağıracak,dönüşümün,değişimin,gerçekliğini haykıracak.Ölümü çağrıştırırken yaşamın sonsuzluğunu öğretecek elif elif...

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Finlandiya'dan tadımlık görüntüler...

Sevgili günlükçüler merhaba,ben geldim.Karabatak gibiyim değil mi?Bir görünüp bir kayboluyorum.Yine epey ara verdim ,kusura bakmayın.Ama bu arada hiç boş durmadım,mantı işi aynı karar devam ediyor.Üstelik 20 günlük bir Finlandiya gezisi bile yaptım bu arada.Muhteşem bir doğası var bu ülkenin,bizim Doğu Karadeniz'i andırıyor biraz.Beni en çok etkileyen ise güneşin gece 12'de bile ortalığı aydınlatmaya devam etmesiydi.İlk üç gün her gece saat başı uyanıp güneşi kolaçan ettim,sonraki günler biraz alıştım bu duruma.Orada çocukluk arkadaşım Dilek ve eşi Charlie'nin evlerinde kaldım.Beni büyük bir konukseverlikle yirmi gün boyunca ağırladılar,gezdirdiler,onlara sonsuz teşekkürlerimi iletiyorum.Birkaç Finlandiya fotoğrafı ekleyeyim,sonra bir ara yine fırsat bulursam oralardan bahsederim sizlere.Hadi şimdilik hoşçakalın...

Yukardaki fotoğraf Dilek'in Nokialı arkadaşları ile mantı partisi öncesinde çekildi,fotoğrafı tabaklar doluyken çekmeyi herhalde karın doyurma derdine düştüğümüzden düşünememişiz.


Bu mantıları o gün afiyetle yedik Nokialı konuklarımızla.Laf aramızda mantıya bayıldılar,ben de bir Türk yemeğini başarıyla sunmaktan dolayı çok mutlu oldum.

Bu güzel görüntü de Sorsapuisto'dan(Türkçesi,Kazparkı)...

Helsinki pazarında Türk kirazı,litresi 5 euro...

25 Mayıs 2008 Pazar

Selam arkadaşlar,bu mantı işi acaip tuttu.Vallahi bırakın bloga yazı yazmayı bazan evimin işlerini bile yetiştiremediğim oluyor.Allah'a çok şükür ,işlerim beklediğimden de iyi.Kaliteli ve temiz gıda her zaman tüketiciye ulaşıyor.Şimdilik bu bir kaç satırla kalsın,ben gidiyorum.Nereye mi?Tabii ki mantı yapmaya...Hoşçakalııın...

21 Nisan 2008 Pazartesi

TEKRAR MERHABA

Geri döndüüüüüüüm....

Uzun zamandır yoktum buralarda bazı sebeplerden ötürü. Ama döndüm işte.Bundan sonra daha sık yazmaya çalışacağım desem de bu eskisinden de zor olacak.Çünkü artık bir işim var.21 yıl çalışmış bir emekli olarak boşluğa uzun süre dayanamayacağımı tahmin ediyordum.Ne iş mi yapıyorum?Evimde mantı yapıp satıyorum,halis dana etinden mis gibi kıymalı mantı.Yeni başlamış olmama rağmen işler fena değil,bir haftada 13 kilo sattım bile.5 kilo da siparişim var.Mantıların resmini koymayı çok isterdim ama fotoğraf makinam çok talihsiz bir kaza sonucu bozuldu.Yenisini alıncaya kadar foto yok ne yazık ki.
Allah'tan uzun ömürlü ,bol ve hayırlı kazançlı bir iş olmasını diliyorum.Lütfen siz de benim için dua edin.Ankaralı bloggerler, haberiniz olsun,kaliteli mantı alabileceğiniz bir adresiniz var artık.
Daha sık görüşmek üzere...Hoşçakalın...

24 Ocak 2008 Perşembe

Yaşasın ! Ankara'ya kar yağıyor...

Şu güzelliğe bakar mısınız?



Ya buna ne demeli?



Sonbaharın kuru yaprağına kar nasıl da güzel yakışmış...



Bu iki ağacı düzeltemedim maalesef.Artık başınızı yere paralel getirip bakacaksınız.Bunlar da birer harikalar..





Kar Allah'ın en güzel mucizelerinden biri.Bu harikulade nimet için binlerce şükür Allah'ım sana.No'lur bir daha bu kadar özletme...




Gözleriniz bayram etti değil mi?








23 Ocak 2008 Çarşamba

TURBO FIRIN KULLANICILARI....FİKİR VERİN!

20 yıllık emektar fırınım altı ay önce iflas edince minnacık tepsili mini fırına kaldım.Zaten nüfusu kalabalık bir aileyiz,bu fırının bizim aileyi bile doyurmaya gücü yetmedi tabii.Ben de yirmi gün önce bir fırın aldım,almışken bol işlevli olsun dedim,mikrodalgalı hem de turbo bir fırın aldım.Aldım almasına ama hevesim kursağımda kaldı,fırın montaj hatalıydı,hem de bağıra bağıra yapıyordu işini.Neyse servisi aradık,onlar da hemen ürün değişimi dediler,bir kaç gün içinde yeni fırınım geldi.Bu sefer mikrodalgası olmayan,üst katı statik bir turbo fırın tercih ettik.Ben mi kullanmasını bilemiyorum yoksa gerçekten de benim 1987 model fırınım bu son model fırından daha mı iyi pişiriyordu?Turbo fırında pişirilen gıdanın her yerinin aynı kızarması gerekmiyor mu,biz sırf bunun için 1000 Ytl. ye yakın para bayılmadık mı? Raf konumlarını da kullanım kılavuzunda söylendiği gibi ayarladığım halde neden bu su böreğinin her yanı aynı kızarmadı?Üstelik bi de arkadaki havalandırma deliklerinden bol miktarda buhar üfledi,camında oluşan su damlacıkları da yeniden fırının içine cızırtılar çıkararak damladı.Fırın kapağını açmamla birlikte yoğun bir buhar hücumuyla karşılaştım. Sevgili blogcular, turbo fırın kullanıcıları arasında uzmanlaşanlar vardır,bana söyler misiniz,bu turboların huyu mu böyledir,yoksa ben mi kullanmayı bilemiyorum.Bana bir akıl verin,yoksa bu fırında da bir arıza mı var?Zaten son bir yılda almaya yeltendiğimiz bütün dayanıklı tüketim malları bizi çok üzdü,artık bu konularda sıkıntı yaşamak istemiyorum.Diğerlerini hale yola sokuncaya kadar akla karayı seçtik.Önce kızıma aldığımız mp3 çalar,arkasından yine kızımın cep telefonu ,bir önceki fırın,şimdi de bu...Hadi bana tecrübelerinizle bir yol gösterin .Bu fotoğraflardaki pişirim normal mi?

Gördüğünüz gibi yanlar çok kızarmış,orta nerdeyse beyaz...







Acaba iki tepsiyi aynı anda pişirdiğim için mi böyle oldu,o zaman bu fırının turboluğu nerde kaldı?






Bu fotoğraf çekme işini de tam oturtamadım daha ,ya çok parlak çıkıyor,ya karanlık.Ama öğreneceğim...
Neyse bu kadar yakınma yeter,biz her şeye rağmen su böreğini afiyetle yedik.Tarifini de yarın bir gün yazarım inşaallah.Bugünkü performans alışılmışın dışındaydı,şimdilik hoşçakalın...

PEYNİRLİ KEK


Merhaba, yeni bir tarif için buradayım.Sizlere çok lezzetli bir peynirli kek tarifi vereceğim.Ani bir misafirde çabucak yapıp ikram edebileceğiniz güzel bir kek.


Malzemeler: 4 yumurta,

200 gram beyaz peynir (kaşar varsa beraber kullanın,daha güzel oluyor.)

1 su bardağı sıvı yağ,

1 su bardağı süt,

2,5 su bardağı un,

1 paket kabartma tozu,

yarım demet maydanoz,

yarım demet dereotu,

biraz tuz, isterseniz karabiber ,kırmızı biber de ekleyebilirsiniz.

Önce yalnız yumurtayı güzelce çırpıyoruz,daha sonra geri kalan malzemeyi ekleyip karıştırıyoruz. Yağlayıp unladığımız kalıba döküp önceden ısıttığımız fırında 45 dakika pişiriyoruz.Kekin fazlasını derin dondurucuda uzun süre saklayabiliyoruz.Böylece akşamları çay keyfini renklendirmede ya da dar zamanda gelen misafirlere ikramda can simidiniz olacak.Herkese afiyet olsun...

21 Ocak 2008 Pazartesi

AŞUREYE BUYRUN


Aşure yapım öncesi aşamaları ve kıvam tutturmadaki zorluğuyla mutfağımızın çok özen isteyen lezzetlerinden birisi.Yıllardır aşure yapıyorum,genellikle tadanların beğendiği bir lezzet ve kıvamı tutturabiliyorum. Bu tarifi on beş yıl kadar önce Leman Cılızoğlu'nun kitabından almıştım.Deneyin ,siz de beğeneceksiniz.



Malzemeler:2 ya da 3 su bardağı toz şeker



1/2 subardağı nohut



1/3 su bardağı kuru fasulye



4-5 kuru incir (veya kuru kayısı)



3-4 çorba kaşığı kuş üzümü



2 su bardağı aşure buğdayı



1/4 bardak çekirdeksiz üzüm



1/2 bardak ceviz içi



1/3 bardak fındık içi (veya iç badem)



tarçın




Ön Hazırlık:Buğday,nohut,fasulye ve üzümü yıkayıp ayrı ayrı kaplarda akşamdan ıslatıyoruz.



Badem ve cevizleri kaynar suda biraz (10-15 dakika) bekletip kabuklarını soyuyoruz.




Aşureyi pişireceğimiz zaman buğdayı 18 su bardağı suyla büyükçe bir tencereye koyup ocağı yakıyoruz.Buğday kaynadıkça üzerinde köpükler oluşuyor,bu köpükleri sık sık bir kepçeyle alıp atıyoruz.Diğer yanda fasulye ve nohutu yine ayrı kaplarda pişiriyoruz.Buğday taneleri kaybolup karışım hafif sulu bir un çorbasının kıvamına gelince şeker,nohut ve fasulyeyi ekleyip biraz daha kaynatıyoruz.En son ceviz, fındık, incir ve üzümleri karışıma ekliyoruz.Soğutup üzerine tarçın serperek servis yapıyoruz.İsterseniz bir kaç karanfil tanesi de atabilirsiniz.



Afiyet olsun...







13 Ocak 2008 Pazar

KIŞIN DOLMA BİBER SEVER MİSİNİZ?


Geçen yıl kız kardeşimin görevli olduğu kurstaki hanımlarla birlikte Amasra'ya düzenlenen bir geziye katılmıştım.Geziye katılan hanımların her biri yiyecek bir kaç çeşit yapıp gelmişler,biz durur muyuz, iki bacı biz de yaptık tabii.Amasra 'da deniz kenarında bir çay bahçesinde oturup bir güzel karnımızı doyurduk şiddetli yağmurdan korunmak için açtığımız şemsiyelerin altında.Hanımlar yalnız gezmeyi değil,eğlenmeyi de çok seviyorlardı;gidişte de dönüşte de yol boyunca çalıp söylediler,oynadılar.Ama bu geziden aklımda en çok ne kaldı biliyor musunuz?Antepli bir hanımın memleketinden getirttiği kuru biberlerle yaptığı biber dolması...Ben de o gün yediğim bu dolmaların lezzetini o kadar beğendim ki hiç adetim olmadığı halde artık biber kurutup dolmasını yapıyorum.Ne yalan söyleyeyim,benim dolmalar o gün yediklerimin lezzetine hiç ulaşamadılar.Sanıyorum o dolmaların sırrı acı dolmalık biberler olmalarındaydı.Ankara'da acı dolma biber bulup da kurutamadığımdan iç harcını bol acılı tutarak o lezzeti yakalamaya çalışıyorum.Benimkiler de oldukça lezzetli oluyor ama, o dolmaların tadı hala damağımda.

Şimdi size kendi dolmalarımın tarifini vereyim,bakalım beğenecek misiniz?Ben dolmalık fıstık ve kuş üzümü lezzetini pek sevmediğimden dolmalarda kullanmıyorum.
Malzemeler:Kuru dolmalık biberler (sıcak suda bekletip yumuşatıyoruz.)
Her bir bibere bir yemek kaşığı olacak şekilde pirinç,
Büyükçe bir soğan,
İki orta boy domates,
Bir çay bardağı sıvı yağ,
Karabiber,acı kırmızı biber,tuz,
Bir tatlı kaşığı domates salçası,
Bir tatlı kaşığı acı biber salçası.
Yapılışı: Pirinci ayıklayıp yıkayalım,ılık su ile ıslatalım. Büyük bir tavaya sıvıyağı koyalım,soğanları yemeklik doğrayıp yağa katalım.Soğanları pembeleşinceye kadar kavurup pirinçleri ekleyelim,onları da biraz kavurup doğranmış domatesleri tavaya koyalım.Salçaları pirinçle iyice karıştıralım.Baharatları da eklediğimizde dolmalarımızın içi hazır demektir.Yumuşamış biberleri bu içle dolduralım,derin bir tencereye dizip her bir dolmanın üstünden kaynamış su koyalım yeterince.Tenceremizin ağzını kapatıp ocağı kısalım;ara ara kontrol edip dolmalarımızı pişirelim.Soğuyunca da afiyetle yiyelim...

7 Ocak 2008 Pazartesi

BADEMLİ İNCİR SELESİ

AYIN ŞEFİ ETKİNLİĞİ







Bu yeni dünyaya adım attığımdan beri ilk defa bir etkinliğe katılıyorum.Yani inşaallah katılabilmişimdir.Biliyorsunuz çok yeniyim,internette yaptığım her şeyi de deneme yanılma usulü yapıyorum.Onun için katılabildiğim konusunda şüpheliyim.Neyse,artık olan oldu,ben etkinlik için ürettiğim tatlının tarifini yazayım.



Bu tatlının ortaya çıkışında kız kardeşim ve annemin katkılarını hemen belirtmeliyim.Sağolsunlar ikisi de çok yardımcı oldular,onlara teşekkürlerimi yolluyorum.Tatlının adını elbirliğiyle koyduk. İsimde geçen ''sele'' sözcüğünün anlamını, bilmeyenler için açıklayalım.Sele, sepetin biraz yayvan ve kısa boylusudur.


Ayrıca tadım esnasında da bizdeydiler,yeğenlerim,kızlarım,eniştem,eşim ,tabii annem ve Şerife de tatlımızı çok beğendiler.Umarım siz okurlar da beğenirsiniz.Şimdi geçelim tarifimize...



BADEMLİ İNCİR SELESİ



(Sağlıklı ve Hafif Bir Lezzet)



Malzemeler:
Yarım su bardağı pirinç
300 gram incir
3 portakalın suyu
1 çay bardağı badem
1,5 çay bardağı pekmez
1 portakalın kabuğu
1 tatlı kaşığı sıvı yağ
1 çorba kaşığı lavanta
4 çay bardağı su


Yapılışı:
Ayıklanmış,yıkanmış pirinçleri 3 portakalın suyuyla ıslanmaya bırakalım.Diğer tarafta incirleri sıcak suya koyalım,yumuşasınlar.Bademleri 5 dakika sıcak suya koyup kabuklarını soyalım.Bir tencereye sıvıyağı koyup bademleri hafifçe kavuralım.Portakal suyundaki pirinçleri 3 çay bardağı suyla incelttiğimiz pekmezle birlikte tenceredeki bademlerin üzerine ekleyelim.Bir tülbente 1 çorba kaşığı lavantayı bağlayıp tencereye koyup kapağını kapatalım,ocağın altını kısalım.Pirinçler pişerken yumuşamış incirlerin içini yuva gibi açalım.Pişmiş pirinçleri bu yuvaya yerleştirelim.İncirlerin ağzını portakal kabuklarıyla kapatalım.Ağzı kapaklı yayvan bir tencereye doldurulmuş incirleri dizip bir çay bardağı suyla incelttiğimiz yarım çay bardağı pekmezi incirlerin dibine dökelim.Tülbentteki lavantamızı da unutmadan incirlerin yanına koyup tenceremizi kapatalım.Kısık ateşte 7-8 dakika pişirip ocağımızı söndürelim,bu şekilde 10-15 dakika ağzı kapalı dinlendirip servis yapalım.Afiyet olsun….
Tarifi yayınladık ama ben ilk etkinliğimi şu anda izleyemiyorum.Meraktan çatlıyorum;bu gece rüyama bile girdi.''Ayın Şefi'' bloguna davetli değilmişim,hiçbir şey göremiyorumBlog sahibi sevgili Alev'i haberdar ettim,inşaallah beni de davet eder de şu tarifleri bir an önce görürüm.

6 Ocak 2008 Pazar

TAVUKLU PİLAV

Merhabalar...
Bu tavuklu pilav tarifini Portakal Ağacı'ndan aldım,tabii küçük bir iki değişiklikle buraya ekliyorum...Daha önce kız kardeşimde buna benzer bir pilav yemiştik,adı Buhara Pilavıydı.Ben nasıl mı yaptım?İşte böyle:
Malzemeler:1 küçük, haşlanmış tavuk
2 su bardağı pirinç
3 su bardağı tavuk suyu
2 orta boy patates
1 orta boy havuç
1 su bardağı soyulmuş badem
1 yemek kaşığı tereyağ
yeteri kadar tuz
Yapılışı:
Haşlanmış tavuğu didikleyip bir kenara koyalım.Pirinci ayıklayıp yıkayıp sıcak suya ıslatalım.
Bademleri sıcak suda biraz bekletip kabuklarını soyalım.Pilav tenceresinde tereyağını eritelim,soyulmuş bademleri koyalım;biraz kavuralım.Bademlerin üzerine süzdüğümüz pirinçleri
de ekleyip yağda biraz kavuralım.Tavuk suyunu ve tuzu da bu karışıma ekleyip pilavımızı pişirelim.Büyükçe bir teflon tencerenin dibini çok hafif yağlayalımDaha önceden soyduğumuz patatesleri ve havucu ince ince dilimleyip tavanın dibini kaplayacak şekilde dizelim.Üzerine pilavı, onun üstüne didiklediğimiz tavuğun yarısını ,onların da üstüne bademlerin yarısını yerleştirelim.Yine bir kat pilav,bir kat tavuk bir kat badem dizip tencerenin ağzını kapatalım,kısık ateşte 20 dakika pişirelim.Ağzı kapalı şekilde servise hazır tutalım.Afiyet olsun...

5 Ocak 2008 Cumartesi

Kara Kışta Bahar



Kara kışta evimizde bu güzel çiçek açtı,ne yazık ki ömrü yalnızca bir gün.Tomurcuktan çiçeğe geçişini günlerce bekliyoruz.Canlı kırmızı rengiyle, bir güncük ömrüyle bizi mutlu eden bu çiçeğimizi çooook seviyoruz.:)